8 Mayıs 2009 Cuma

hayaller...

bu adamı fenerde görmek istiyorum. duy beni yönetim..:))



7 Mayıs 2009 Perşembe

Champions : Umut kalmadı.

Şimdi efendim şampiyonlar liginde finalistler belli oldu. Manu ve barca finale adlarını yazdırırken hiç hazzetmedim. önceden de belirttiğim üzere ing. hegamonyası kasıyor demiştim. ama barcanın finale çıkmasına da fena ayar oldum kardeşim. chelsea çıkabilir rakibi de italyan olabilirdi. neden barca olmamalı. çünkü futbolu her seven insan gibi real madrid candır kandır. ve hiç bir takım barca kadar güçlü olmamalıdır. ezip geçmemelidir. manu hakkında onlarda geçen seneden beri tozunu atıyorlar diyebilirsiniz ama adamlar hissettirmiyor kardeşim. barca bas bas bağırıyor ezip geçtiğini. hayır fenerbahçe bile beşiktaşa karşı böyle ezici oynamıyor her sene yenmesine rağmen. nitekim bu şampiyonlar ligi beni fena halde kastı. gönül her ülkeden sadece şampiyonların katılmasını bekliyor. bi futbol ateşi görmek istiyor kızılyıldız belgrad partizan bükreş benfica dortmund sofia levski de gelsin oynasın. onların taraftarı da show yapsın meşale yaksın yeri gelsin tribünü sallasın galibiyetde üçlü çekerken. yok kardeşim yok bu barcayla olmuyor bu iş sinir oluyorum istemiyorum messi falan görmek henry de dönsün arsenale.




bu arada kardeşim star tv ne güzel maç veriyosun renk görüntü falan on numara ama bu ilker yasin nedir kardeşim. bi insan "gelişineeee" deyip peşinden barca da defans yok diye cümleye devam eder mi? içimdeki futbol ateşi söndü. yeter artık ilker yasin e hayır diyebiliyorum sadece.

ve essien in attığı muhteşem gol her açıdan defalarca izlenebilir. teşekkürler essien futbola kazandırdığın uzay golden dolayı.


6 Mayıs 2009 Çarşamba

izleme-devlet oyunları

sinemasal faaliyetlerimiz ayda bir olmak üzere son hızla devam etmekte. devlet oyunları son noktamız. baştan söylüyorum güzel film gidin edinin izleyin. russel crowe kardeşimiz her zamanki gibi güzel oynamış bu adam oynuyor ama kardeşim film ne kadar kötü olursa olsun adam yerinde güzel. biraz kilo almış gladiatör kıvamından uzaklaşmış ama yakışmış. ben affleck mazlum bakışlı devlet adamı rolünde güzel.










filmimiz muhabirliğin olayları okuma izleme çözme bakımından bazen istihbaratı bile geride bırakabileceğini belirtmekte. ama konudaki gazeteci yerine dedektif koy al sana beşinci sınıf holivud filmi. güzel güzel izleyin benim gibi o açı bu açı diye düşünmeyin.

bu arada ben fena halde bu tarz filmlere takıldım galiba. en son culya rabırtsın sahtekarlarını izlemiştim şimdi de bu. bu tarz film derken fazla ekşıınn vurdu kırdı olmayan filmlerden bahsediyorum. böyle rahat bi tempoda yormadan kendini izlettiren filmler. yaşlılık alameti olsa gerek en kısa zamanda kurtulmak gerek.

1 Mayıs 2009 Cuma

el clasico top list..:)

herkesin hayatında klasikler vardır. söylenmiş ama söylendiği yerde kalmamış her aynı olayda tekrarlanmış vazgeçilememiş ve artık bir felsefe olmuş cümleler. alın size bir demet...

1-Bizbizeyiz be abi makaramıza bakarız...
2-Sana kız mı yok be oğlum? (yaktınız ulan beni.:))
3-Üşürsem üstümü örtün.(P.s turnuvalarının uyku galibi harun dan)
4-Tam gole giderken bitirdi.(Yenilen pehlivanın son lafı)
5-Fondipppppp.(Ortak talep)
6-Bir daha sizinle gelmem abi(Özden den bir hatıra)
7-Ben ileri çıkınca biri defansa geçsin.(Kaptan harun dan Özden e gönderme)
8-Pas ver lannn.(Yine Özden)
9-Evde bulunsun be abiii.(alınan onca bira kola ve ekmekden sonra mudanya da eve giden bayırın dayanılmaz hafifliği)
10-Çaldım çalarım.(Ercü den istek istenir kırmaz çalar kardeşim)
11-Fokurtu abi sabaha kadar açık.(Nargilemin marpucu nolcak)
12-Sen gerçekten 400 milyonda bir misin lan?(Tayfundan Özden e giydirmasyon)
13-Hem analitik hem zeki hem mükemmel bi insansınız(Evet bunlar bana söylendi vakti zamanında)
14-Totti vurursa gol olur.(Severiz kendisini)
15-Harun u ara gelirse gelirim.(buluşma öncesi Erginden inciler)
16-Rahat askerlik var diyenin a.q(zuhahahahhahaa)
17-Açim vericem olum.(Nargile cambazı seniii)
18-maç 6-2.direkten dönen top ve gelen klişee: maçın döndüğü an.
18-maç 3-0.direkten dönen top ve klişee: maçın döndüğü an..ama bi fark var bu sefer. maç 3-7 bitti.:))
19-Baba çok başım ağrıyo , o son birayı içmiycektik.(Pazar sabahı telefon görüşmesi)
20-Guuudaaaaa şokolaaaadeeeeeeee

i love this game!





nba play-offları son hızıyla devam ederken gönüllerin şampiyonu bulls bende külleri tekrar alevlendirdi. müthiş bir maç mücadele ve son saniye bloğu görülmeye değerdi.

nolur lan.:)









insan diyo çık evden atla taksi ye çek abi küba havana... tabi dikiz aynasından alacağınız geri dönüşe göre yanlış oldu haydarpaşa olacaktı diye kıvırabilirsiniz.:))




30 Nisan 2009 Perşembe

ne kavgam bitti ne sevdam!






ben hiç unutmadım unutamam... her seferinde her denemem de yeniliyorsam unutamam tabi. üstadın dediği gibi "denedin yenildin yine dene yine yenil daha iyi yenil" yenildim güzel oldu şık durdu. hemde oyuna en hakim olduğum yerde top kontrolü hep bendeyken ve hakemi hiç bitirmemeye ikna etmişken yenildim. üstelik hiç de kaybedecek gibi değilken aklımda hep "O" varken yenildim. neden aramak için çok geç olsa da yenildim. duvarın altında kalmaya hiç niyetim yok. bu yükü taşırım elbet. neleri taşımadık ki? ama insan yine de soruyor kendine. nerde hata yaptım diye. hatasız kul olur mu? elbette ki hayır. herkesin hataları var. sonuçta iki ayrı inan iki ayrı karakter. herşey uymaz. ama çok şey uyduğunda birşeyler olabilir. ama olay kalpte bitmekte. eğer yüreğinde varsa bir kıvılcım herşey boş gerisi detay olur. ahh işte o nokta. bugüne kadar hep alıp işleyip topluma kazandırdık. artık bende topluma kazandırılmayı bekliyorum. http://manasiyokharuns.blogcu.com/kursun_14510241.html

belki burdadır soruların cevapları. birileri hep hazırım diyorsa birileri hep orada olmuyor. kaçan kovalanıyor. doğanın kuralı. ego tatmini. başka bi yorum gereksiz olsa gerek. birileri bir kurşunun dokuz milimetresinde buluyorsa kurtuluşu nedir olayı buraya getiren.

şarkılara sığınmak kalıyor bize geriye. ne diyor yüksek sadakat "herşeyi alda gel haydi gel içelim , hepsini topla gel haydi gel içelim mazi kalbinde yaraysa unut artık ne varsa haydi gel içelim yerlere düşelimmmmm"

ey hayat demek kalıyor bize " ...aşkı , yalanı , acıyı , ihaneti bilmediğim günlerime , kış günümde şapkasının içinde kaybolan çocukluğuma geri götür. son dileğim bu senden hayat. iyi düşün! yaparsan ne ala..."

yaparsan ne ala hayat beni götürde ne yaparsan yap...

15 Nisan 2009 Çarşamba

football is not dead!







Unutulmaz bir maç ve futbol keyfi. Arda turan oleeyy de umarım futbolcunun asli görevinin "dışarda" olmadığını öğrenir.

1984 , orwell , ergenekon.

bir dalga daha geldi geçti yurdumdan. bu sefer ne kadar eğitimci akademisyen varsa aldı götürdü. ne kadar okumaya muhtaç çocuk var ortada kaldı. çydd çev derken rektörler eskisi yenisi dolduruldu araçlara hayda hoopp istanbul vatana.

artık belli oldu ki bu bir sivil darbe. hemde öyle böyle değil ülkede ne kadar aydın insan var karşı çıkabilecek beyin var alınıyor içeri. ortada bi suç var mı bilemiyoruz. verilen bir cavap yok. sadece bir iddianame var. onunda içeriğini bilen var önce gözaltı sonra arama delil bulunursa -ki ne aradıklarını bilemiyorlar daha- cezaevi yoksa ek gözaltısüresi. bunlar tamamıyla bir korku toplumu oluşturmanın emareleri. semptomlar belli.

sosyolog felsefe hocalıpı dallarında bir eğitimim olmadığı için işşin teknik kısmına giremiyorum. ama sonuçta düşünebilen bir beyin tabloya baktığında dikta yönetimi belirtileri görebilir.

orwell ın 84 ünde belirtildiği üzere bir korku toplumu yaratmanın en önemli özelliği halkı sürekli bir savaş veya benzeri durumda tutmak ama iktidarında herşeyi en iyisi yaptığı propangandasını sürdürmek bunun karşısında olan herkesi içeri almak-öldürmek değil- kendisinden yapıp zarar gelmeyeceğini inanıldıktan sonra sışarı bırakıp bir ot gibi hayata devam etmesini sağlamak.

dikkat edin içerden kısıtlı sayıda bırakılana eskiden olduğu gibi konuşabiliyorlar mı? dikkat çeken en belirgin unsur soruşturmayı yapanların savcı yani bağımsız yargının en bağımsız kimseleri olmasına rağmen iktidara yakın veya iktidarı onaylayan tek bir kişinin bile içerde olmaması. nasıl ya? bu kadar kapsamlı bir örgütde ki akepe denilen şeyden çok önceleri gruplaştıkları söyleniyor hiç mi kendilerine yakın biri yok. enteresan.

haberlerde şöyle diyor sunucu ; "bir generalin emriyle yapılan araştırmada mehmet haberalın şu şu otelde şu şu kişilerle yeni bir parti kurmak istediği belirtiliyor. ee bu ne şimdi? yanlış olan ne? yeni parti kurmak rejimi tehdit etmek mi?

git gide 84 e yaklaşıyoruz. dikta yönetimi ele aldı. ve ülkede özgür düşünen beyin kalmadı. tıpkı 84 deki gibi yeni sloganımız ;

"savaş barıştır"
"özgürlük köleliktir"
"bilgisizlik kuvvettir"

12 Mart 2009 Perşembe

Champions : Bir umut du aşkı yaşatan.




Şampiyonlar liginde ilk sekiz belli olurken heyecan son haddindeydi.Ama artık yeter dedirten ingiliz hegamonyasından kurtuluş olmadı. Serie A aşığı olarak italyan futbolunun çöküşü oldu bu sene. Ama Real ahh real ne yaptın baba ya. Tamam livırpul gönüllerimizin takımı tribüm ahenk yu vil nevır volk elon falan ama küçüklüğümüzün fenerbahçeden sonra en büyük takımı. hiç böyle aşağılanmış görmemiştim. tamam barca dan beş yemişliği vardı. ama ne de olsa el classico ydu. olur du öyle şeyler. ama hiç savaşmadan mücadele etmeden dört yiyip evine dönmek varmıydı. tamam rakipde güçlü ama yenilmez değil ki karşısında ki de dinamo kiev değil. torres müthiş oynadı real e karşı.

ingilizlere karşı ikinci yenilgimizi manchester inter maçında aldık. nedense alakasız severim inter i. takım olarak bana zevk vermiş pek oyunları yok. bi tek milan maçlarında güzel oynarlar. ama taraftarını çok severim. milanla eşleştikleri CL de inter sahasında olan maç da ki ikisi aynı sahayı paylaşırlar bunların. ciseppe meazza olur aynı saha bi bakmışsın san siro ayaklarının altında. milan taraftarına karşılık açtıkları yılanlı inter bayrağı beni vurmuştu. o günden beri bayılırım kendilerine. ama kardeşim insan bi top oynar. he az buçuk oynadılar direkler izin vermedi. ibrahimoviç dünyanın görüp görebileceği en komple hücumcu. ama adamın aklı bi karış havada. resmen ulan hepiniz jose ye tapıyonuz ama bakın ben sallamıyorum ayaklarında. manchester yine kazandı. klasik olarak.

neyse bana en çok koyan roma arsenal maçı oldu. ah be tottim bee. ps da bile sana olan hayranlığımdan hep romayı aldım. totti vurursa gol olur dedim tv başında roma naçlarında sonra sen vururdun gol olurdu. iyi de başlamıştık maça juan ne oynıcam lan dedi sonra hay koyim dedi girdi attı çıktı. ama olmadı bi gol daha gelmedi. çoluk çocuk oynayan arsenal turladı.




uyuz oluyorum ingilizlere. kop tribünü hariç ne de olsa hep anlatılan efsaneyi istanbul da ki finalde gördük. adamlar harbi efsane bildiğin fener tribünü aslında yenilsende yensende diyolar. hatta bizim 3-0 4-3 lük mucizelerimiz daha fazla..:) ama artık CL finalinde ingiliz görmek istemiyorum. ya da olsun bayern man.united rövanş falan olur hikayesi olur. yoksa futbol endüstriyelleşir bizde alırız babayı. çünkü biz tribün ateşini severiz. çünkü biz bayrak atkı mesale yi severiz. mottomuz da budur. ve futbol italya da oynanır. no al calcio moderno .

6 Mart 2009 Cuma

lost

efendim sezon un sekizinci bölümüne geldik. şimdiye kadar kafayı çizdiğimiz yetmedi üstünden bi tur daha geçiyoruz. lost başlayalı beş sene oldu ama heyecanı hala geçmiyor bi süre daha geçecek gibi görünmüyor. beşinci sezona kadar gizemlerin bi kısmı çözüldükçe daha geniş yeni kısımlar eklendi. biraz geri saralım filmi(kelime oyunu yapma).

beni en çok geren sezon ilk ikiydi. neyle karşılaşacağımız belli değil başımıza ne geleceğini bilmiyoruz. şöyle bir durum da mevcut. hiç izlemeyen bi arkadaşınız abi bi losttur gidiyor nedir bu dizinin olayı dediğinde ki bana dedi vereceğiniz cevap hacı şimdi bi uçak var adaya düşüyor... bi düşünce balonu oluyo orda kalıyosunuz ulan nerden başlasam acaba. şimdi jack var doktor. kate var buna yardım diyo bide sawyer var john locke walt boone shannon michael jin sun derken ulan karakterleri anlatmim konuya geçim diyosun. şimdi ada var bildiğin ada. ama işte elektromanyetizma var ada da. çok güçlü zamanı oynatıyo olm yerinden bildiğin gibi değil. iki ayrı güç diğerleri var bi de şirket güçten faydalanmaya çalışan falan diye giriyosun bi daha da toparlayamıyosun konuyu. oda izlemeden sıkılıyor haliyle.

izleyen içinse çok anlamlı hale geliyor. her bölümde puzzle yapan çocuk gibi parçayı koyuyoruz yerine evreka evreka diye bağırıyoruz sonra biri van minüt koçum bi dur bi soluklan diyo apışıp kalıyoruz orda.

şimdi sezon sezon analiz yapacak değilim ama komple ele aldığımda kafamı kurcalayan bi iki şey kaldı onlarıda çözersem bana yeter. yok kara duman falan merak etmiyorum o takılsın öyle. birincisi zaman kavramına takmış durumdayım. sezon beş bölüm sekizde sawyer e eleman sizi denizaltıyla tahitiye paket ediyoruz diyor. e peki gittiler oraya normal zamanda bunların çocukluğu geçmiyor mu o sıralar. yıl 1974. iki tane sawyer olmuyo mu aynı anda dünya da. hatta juliet sawyer e ben gideceğim daraldım a.q dediğinde sawyer de ona git de kuzum senin bıraktıklarına daa var o zamanda değiliz hele bi soluklan gideriz diyor. gerçi sonradan görüyoruz ki sawyer in amacı kuzuyu çevirmekmiş.

locke un ölmesi sonra ada da kanlı canlı gelmesi ise beni daha önce ölen karakterlerin de ilerleyen dönemlerde dönebileceği ve bir yeşilçam finali seyredebilceğimize inandırmaya başladı. bu arada parlamalar arasında dev ayak heykelinin tastamam halini de görmüş olduk devasa bir şey. bu heykelin amacı nedir be anaacım? yoksa mu teorisin ortaya atanların haklılık payı var mı?

teoriler derken hakkında onlarca teori okuduğum losta şu an en yakını filadelfiya oldu. dinler arası diyalog çerçevesinde benjamin aaron jakop teorisi de iiydi ama 4.sezon finalinden sonra bi daha göremedik bişi kou hakkında. jakop olayı hala muamma.

ha ben demişken ayrı bi paragraf açmak lazım. kardeşim sen nasıl bir insansın. her istediğini herkese yaptırıyorsun her boku da biliyorsun ama kimseye fazlasını anlatmıyorsun. derdin nedir.adadan kazancın ne? locke u intihardan alıyorsun sonra kendin boğup intihar süsü veriyorsun. hayır adam da öyle bi telepatik güç var ki dizi de ki en sevdiğim adam sawyer olmasına rağmen facebook da gittik bu adamın hayranı olduk.

jack zaten küçk emrah. liderlik yönü de var her an ağlayacak hali de. flashbacklerinden gördüğümüz kadarı ile hep sorunlu. ha bide asya gezisi var bunu dövdüler falan aslında oraya da takıldım biraz. niye vurdular lan buna?

jacke e sorunlu dedik ama adaya düşen normal adam yok ki. hepsi zırdeli. hurley hariç o harbi deli. bildiğin. arkadaşı da attı kendini zaten uçuruma. ama onun dave le olan muhabbetleri bana fight club brad/edvard muhabbetlerini hatırlattı. inceden bi gönderme var gibiydi. "hastayız hepimiz hugo"

bu lost işi kasar düşün düşün kafayı yiyosun. ama en güzeli koyusyosun dvd yi 10 bölüm izle reklamsız.:)) kafayı çiz üstüne bi nargile iç.

3 Mart 2009 Salı

where is my mind?

nereye gidiyoruz birader ya.
yalnız ve güzel ülkemde seçim olayı her zaman ki gibi abandı gitti. nedense seçim günü yaklaştıkça hepsi insanlık sınırından çıkmaya emniyet şeridine girmeye başladı bunların. bunlar diye üçüncğ şahıs diye söylüyorum yanımda olsalar o cins kadınlar gibi işaret parmağımın ucuyla dokunurdum heralde.

şimdi bu tayyeep efendi almış gitmiş metrobüs açmaya. yalakanın biri de açmış pankartı:"son osmanlı padişahı bıdı bdı bdı" ulan sana ne? sen nerde yaşıyorsun? burası TÜRKİYE CUMHURİYETİ şimdiefendime söylim bu tayyeep ne alaka padişah oldu. ulan sen o pankartı yapan ananı da al git. adama bak ya. ne cesaret. o başbakan olacak şahıs da hiç sesini çıkarmadan Atatürkçülere giydiriyor.

tayyeepler alemi diye bir şey var bunlarda en azılı hayvanları.

1 Mart 2009 Pazar

şubat ertesi

koskoca şubat geldi geçti bi yazı ekleyemedik. yalnız ve güzel ülkemde neler oldu bitti , kimler geldi geçti lan?

bi kere acaip dolu baraj kapasiteleri istanbul kahve muhabbetlerinin yüz güldüreni oldu. İstanbul seçim yarışı son hız devam etmekte. kılıçdaroğlu topbaş'a muhallebi çocuğu kıvamında yaklaşırken topbaş'da boş durmadı. dili sürçen! kılıçdaroğlu'na ağustos da gelsin zaten bayram koltuğu bırakıcam diyerek ayarı verdi. başkent de de durum karıştı. gökçek vs. karayalçın derken mehepe adayı fena ortaya çıktı. mansur yavaş da iddaalı gelmekte. tayyip & baykal ikilisi de terazi ölçüsünü kaçırdığı için yer vermemek en güzeli.

futbolda akılalmaz gelişmeler olmakta. :) gassaray futbol takımı önce tanerden dört kocaeliden beş yiyerek dumur oldu. ertesinde skiibe türkiye şartlarında normal olarak gönderildi. yerine büyük kaptan bülent geldi ve film tadında bi maçla bordo elendi. kivılın "hagi" ruhuyla kargo ya verdiği top, ekşi s
özlük de bir yazarın belirttiği üzere uzay gol olarak tarihteki yerini alırken maçı dizi fonunda sağ üst ekrandan takip eden benim gibiler 3-1 den 3-3 yazısını görünce ne olduğunu anlayamadılar. itiraf ediyorum 4-3 olduğunu görünce penaltılara gitti zannettim.:) bunun akabinde bülent paşa, sabri ise kahraman olarak kamuoyunun bir gol atanın kölesi olurum repliğini tekrarladılar. beşiktaş, belediyeyi tarihinde ilk defa yenerek şeytanın bacağını kırdı, denizli ise beşiktaş taki görevini tamamlamış sayıldı. zira bu takımı şampiyon yaparsa kendisi artık gözümüzde ergenekon bir numarasından daha mühim bir yere gelecektir. fenerbahçe sivas ı dörtlerken maç enteresan bi şekilde kaç kovala tarzında gelişti. 110 kadıköy beşiktaş otobüsüne capitol ün önünden bindiğimde köprü üzerinde önce 1-0 sonra 1-1 oldu. beşiktaşta inip sahilden ortaköy ü geçerken 2-2 olduğunu öğrendim aşiyandan hisarı dönerken de 3-2 olmuştu. emirganda inip nargilemi söylerken 4-2 oldu. boğaz tadında maç oldu yani. ama uğur boral ın maç sonrası verdiği demeç maçı özetleyen bana da islam babamızı hatırlatan sözlerdi : "fenerbahçe yle dalga geçemezsin , geçersen böyle 4 ü yiyip evine dönersin."

ve son olarak trabzon'
umuzun kolbastısı yurdu etkisi altına aldı. beyaz show derken okan disko kralında kolbastıya ayırdı programı. süper bir dans ve müziktir. üniversite yıllarında oynamışlığımız üst düzeydedir. ahh ahh dedirtti bize kolbastı dansı. :)

en son olarak da ibo yıldız tilbe atışmasında yıldız tilbeye bir kez daha hayran oldum canlı yayın terkedilecekse böyle terkedilmeli. kendisine en derin sevgilerimi iletiyorum. bir aslan miyav dedi minik yıldız kükredi formatında ki yarışmamız burada sona erdi sanırım.

ve en en son olarak bir oskar daha geçti end oscar goz tu milyoner bred aldı babayı.

29 Ocak 2009 Perşembe

Okuma-Trevanian-Şibumi


Trevanian çok enteresan bir yazar. Nerde olduğunu ne yediğni içtiğini kimse bilmez(miş). Kitaplarını yazıp köşesine çekilen bir tip. Bazı kitlelerce onun hayali bir yazar olduğunu 3-5 insanın bir araya gelip hadi hepimiz edebiyatımızı , bilgimizi konuşturalım adınıda Trevanian koyalım dediği rivayet olunan kült şahsiyet.



Diğer kitapları hakkında yorum yapamayacağım çünkü okumadım. Ama şibumi elinize aldığınız an hele de kitap alırken önce bi arkasına bakalım kim ne deniş ne menem bişeymiş bu diyosanız benim gibi kendiniz yazar kasanın önünde bulabileceğiniz bi statüde. Kahramanımız Hel ne idüğü belirsiz bir insan evladı. Her dili biliyor. Go oynuyor. Aslında Go oynuyor gençliğinde. Çünkü bizim asıl hikaye ye girdiğimiz yıllar da öyle bi dusturu yok. Oyundan öte hayatının bir parçası olmuş Go. Go ya değinmişken bu oyuna sakın sarmayın kafayı yiyebilirsiniz. Kendimden biliyorum. Ergin şahsiyetiyle bi dönem abi tavla sıktı bende satranç dan zerre anlamam diyerek yeşilçam da oynamaya çalışmışlığımız var. Çalışmışlığımız diyorum çünkü oyunu elinize aldığınız da mörfi kanunları sizi bekliyor. Bir numara kazanan kazanır kaybeden kaybeder diyerek sitend ap ayarı vermekte. Ve daha sonra tarihçesini okuduğunuz da aslına binlerce yıldır oynanan bu oyunun asıl gaibinin henüz olmadığı yönünde beyanatlar var. Hel de bu anlamda oyunu hayatına uyarlamış. Bask bölgesinde bi şato almış , onarmış birde eğitimli japon hatunla şato da gününü gün etmekte. Kendini emekli etmiş durumda. Derken günlerden bi gün vefa borçlusu olduğu bi elemanın yeğeni buna sığınkış yardım istemiş gözü dönmüş , Münih olayını yapan lardan hesap sorma peşinde gelir buna. Bu da geri çeviremez. Ve olaylar silsilesi başlar. Kitabı tamamen aktaracak değilim. Yorumlamak istediğim konu Trevanian ın kurgusu. Bir kitap dan çok senaryo gibi ilerlemekte. Güçsüzün yanında olan bir kahraman çok güçlü bir örgüte karşı. Ama aldığımız hava çok güçlü olmasının yanında aptal da olduğunu belirtmekte. Ve kahramanımızın bilgi kaynağı güve de ki bilgiler bende olsa bende yaparım ki lan ne var dedirtmekte. Ve Hel de aynısını uygulamakta.

Kitap da en çok beğendiğim bölüm ise volvo tekmeleme olayı. Okuduktan sonra çıkıp ilk volvo ya tekmelemek isteyebilirsiniz. Tam bir sosyalist göndermesi. Hatta o kdadr sıklıkla yapılıyor ki Hel şatosunda köyüne indiğinde çocuğun biri gelip sopalıyor güzelim volvoyu.

Sonuç olarak ara ara boşluklara düşsede bir solukta okudum. Kafam da şimdiye kadar izlediğim holivud filmlerini de baz alarak filminide çektim. Edinin , okuyun.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Futbol üzerine.

Futbol asla sadece futbol değildir. Bir futbol yazısına başlanabilecek en güzel cümle bu olsa gerek. Evet sadece futbol değil. Çok klişe olsa da hayattır futbol. İzlerken de oynarken de fena halde hayattır. kazanmak istersin tutunmak istersin göze girmek istersin. yıldız olmak golü atmak ve daha top çizgiyi geçmeden seyirciye koşmak istersin. oynarken bunları hissedersin ya seyrederken? kazammak istersin ertesi gün işe kendi takımının formasını giyerek olmadı kravatını takarak gitmek istersin. tribüne gitmek avazın çıktığı kadar bağırmak "Yaşa Fenerbahçe" de inletmek istersin oraları. Evet yanlı bir yazı bu. Fenerbahçe sevdalısı bir insandan.

Mabede gidebilmek dışardayken gürültüyü duymak kendinden geçmek koşarak içeri girmek istemek. "Ulan migros gene coşturmuş" diye hayıflanmak ve daha koridordayken laylaya başlamaktır futbol. bitmek bilmeyen devre aralarında "abi ben çay kapıp geleyip" diyip gelene kadar o sıcacık bardakta sadece sıcaklığını muhafaza edbilmek ama yine de ooo iyi geldi hafız ödülünü alabilmektir. Ya da gidilemeyen deplasmanlarda tvbaşında toplanmak biralamak her atakta uğur yapmak penaltıda arkanı dönmektir. Barış Manço öldüğü hafta maça tek başına gidip olanca yağmuru yiyip ama içerde gülpembeye atkısıyla destek olup 6 gole nazaran aklında yıllar geçse de o tribünün güzelliğini yaşatmaktır.

Nitekim futbol asla sadece futbol değildir. Nasıl koyduk lan diyebilmenin zevkidir. Efsanedir.

nargilemin marpucu.


Kış ın anlamı ne? kar, kardan adam, uzun atkılar, bere, eldiven vs. bir dolu şey. ama ne olduysa oldu artık öyle bir kış hayal etmek biraz zor oldu. ocak 26 olmasına rağmen hala boğazda gündüz yürüyüşleri yapmak(boğaz insanı için dolu da yağsa olur gerçi) sahilde çay içebilmek hele benim gibi tiryakiler için nargile bile içebilmek mümkün. şikayetçi miyim asla. :) Ama neler oluyor bu gezegene diye soruyor insan yine de. wall-e filmindeki gibi terkedecek miyiz gezegeni , uzay da tatiller mi planlayacağız ya da matrix de ki gibi bir neo gelip güneşi tekrar açtıracak mı bize?


neyse asıl konudan sapmayalım(asıl konu var mıydı bu arada?). neo yu bilemem ama ben vazgeçemiyorum bu işten. hala bir bardak sıcak çay , bir nargile bir kitap benim için dünyanın en güzel üçlemesi. hele bunu emirgan da yapabiliyorsanız benim gibi değmeyin keyfinize. tamam her yerde içilebilir çok da güzel yapanlar olabilir. Ama sahilde boğazda gemiler gelip geçerken, balıkları evlerine götürürken birileri, akşamüstü yürüyüşlerini izlerken, çınaraltı'nda oturabilmek bana Tanrı'nın en büyük hediyesi olsa gerek.

futbol asla sadece futbol değildir.

futbol asla sadece futbol değildir.